GÜNEŞİN ZARARLARINA KARŞI 8 ÖNEMLİ KURAL

GÜNEŞİN ZARARLARINA KARŞI 8 ÖNEMLİ KURAL 7 Temmuz 2020 - 13:58 | Güncelleme:

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mutluluk hormonu salgılatıyor, uyku kalitesini artırıyor, dişleri güçlendiriyor, bazı kanser türlerinde koruyucu oluyor, sağlığımızın vazgeçilmezi D vitamininin sentezlenmesini sağlıyor

Hem fiziksel hem ruhsal sağlığımız üzerinde son derece önemli işlevler üstlenen ‘güneş’ten bahsediyoruz. Ancak tüm bu güzelliklerinin yanı sıra güneş ışınlarına kontrolsüz olarak maruz kaldığımızda bu kez cildimizi yaşlandıran en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor. Bunun yanında güneş yanığı, lekeler, kırışıklıklar ve güneş alerjisi, güneşin yol açtığı önemli sorunlardan.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Yağcıoğlu incelen ozon tabakası nedeniyle günümüzde 20’li yaşların bile sorunu haline gelen deri kanserine de davetiye çıkardığını hatırlatarak, “Bu nedenle vücudumuzun ihtiyacı olan D vitamininin sentezi için özellikle ön kol iç bölgeleriniz açıkta kalacak şekilde, 10:00-15:00 saatleri arasında, güneş koruyucu kullanmadan 10-15 dakika güneşlenmeniz yeterli olacaktır. Bu sürenin dışında ise güneşin zararlı ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği bu saatlerde mümkünse dışarıya çıkmayın, asla güneşlenmeyin. Eğer dışarıya çıkmak zorundaysanız mutlaka güneş koruyucu ürün kullanın” diyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Yağcıoğlu cildimizi güneşin zararlı etkilerinden korumak için almamız gereken 8 önlemi anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Yağcıoğlu güneş koruyucu ürünleri cilt tipinize ve kullandığınız bölgeye uygun formülasyonda seçmenizin de çok önemli olduğuna işaret ederek, “Örneğin yağlı ve sivilceye yatkın ciltlerde su bazlı losyon formları, kuru ciltte ise yağ bazlı krem formları daha doğru bir tercih olacaktır. Tüylü bölgeler, sırt gibi ulaşılması zor bölgeler ile geniş vücut alanlarında sprey formu daha kullanışlı olurken; göz çevresi ve dudak için stick formunda güneş koruyucular daha kolay uygulanabiliyor” diyor. Dr. Gizem Yağcıoğlu eğer ek bir deri hastalığınız varsa güneş koruyucu seçimi için dermatoloji uzmanına danışmanızın daha doğru bir yaklaşım olacağını vurguluyor.

Fiziksel mi, kimyasal mı?

Güneş koruyucular filtrelerine göre fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılıyorlar. Kimyasal filtreler, UV (Ultraviyole) enerjiyi ısıya dönüştürerek etki ediyor. Kimyasal koruyucular bazı ciltler tarafından tolere edilemediği için alerjiye neden olabiliyor. Fiziksel koruyucular (çinko oksit veya titanyum dioksit) ise deri üzerinde bir bariyer oluşturarak, sadece UV ışınlarını değil infrared ve görülebilir ışığı da yansıtarak veya dağıtarak etki ediyorlar. Fiziksel koruyucular deriden emilmeden etki ettikleri ve daha az alerjik oldukları için çocuk, hamile ve alerjiye yatkın kişilerde öncelikli olarak tercih edilmeli. Fiziksel koruyucuların dezavantajı ise deri yüzeyinde beyaz opak bir tabaka oluşturmasıdır ki bu da günlük kullanımını kısıtlıyor. Kimyasal koruyucular bu beyaz görüntüyü yapmadıkları için alerji yatkınlığı olmayan kişilerde günlük hayatta rahatlıkla kullanılabiliyorlar.

Bulutlu havalarda da korunmak şart!

Güneş koruyucuları çoğumuz sadece yaz aylarında ve güneşli günlerde uygulamak gibi önemli bir hataya düşüyoruz. Oysa ki güneş ışınları her mevsimde, bulutlu havada ve gölgede de cildimize ulaşmaya devam ediyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Gizem Yağcıoğlu “Deri kanseri ve deri yaşlanmasının en önemli nedeni olan güneş ışınlarından korunmak için güneş koruyucu ürünleri her mevsim kullanma alışkanlığı edinmeniz oldukça önemli” diyerek şu hatırlatmada bulunuyor: “Evde ve araçta pencere camları UVB (ultraviyole B) ışınlarını geçirmese de UVA (ultraviyole A) ışınlarının geçmesine engel olmuyor. Bu nedenle yine her mevsim evde ve arabadayken de güneş koruyucularınızı düzenli olarak cildinize uygulamaya devam edin”